Download Slavoj Zizek - Lenin Üzerine PDF

TitleSlavoj Zizek - Lenin Üzerine
File Size1.5 MB
Total Pages152
Table of Contents
                            İÇİNDEKİLER
Bir Kez Daha Lenin
Biçimciliğe Karşı Yorumlamacılık
Maymunlar ve İnsanlar
Schubert Dinleyicisi Olarak Lenin
"Kişiye Özel: Eğer Öldürülür sem..."
Lenin Komşusunu Sevdi mi?
Sibermekân Lenin'i
Leninist Ütopya
Lenin'e Geri Dönmeye Karşı Lenin'iTekrarlama
V. İ. Lenin 1917 Yazılarından
Uzaktan Mektuplar Birinci Mektup Birinci Devrimin Birinci Aşaması
Şimdiki Devrimde Proletaryanın (Görevleri Üzerine ("Nisan Tezleri")
RSDİP (B) Merkep Komitesi, Petrograd ve Moskova Komitelerine Mektup
Notlar-Kaynakça
indeks
                        
Document Text Contents
Page 76

Leninist Ütopya

Öyleyse politik eylemin kriteri nedir? İster, geleceğin

geriye dönük olarak bugünkü korkunç eylemlerimizin

hesabını soracağı şeklindeki Merleau-Ponty'nin diya­

lektik tarzıyla tanımlansın (Merleau-Ponty, Hümanizm

ve Terör'de Stalinist terörü haklı çıkaran en zeki tezler­

den birini sunar: Eğer bu terörün sonucu gerçek özgür­

lük olacaksa o geriye dönük olarak haklılık kazanacak­

tır); 7 3 ister bazı soyut-evrensel etik normlara ilişkilen-

dirilsin yine de bu politik eylem bir başarı sayılamaz.

Tek kriter kesinlikle içsel olandır: Hayata geçirilmiş

Ütopya. Gerçek bir devrimci atılımda, ütopik gelecek

ne basitçe tam olarak gerçekleşmiş, şimdi var olandır,

ne de basitçe günümüz şiddetini haklı çıkaran uzak va­

atleri çağrıştırandır - daha ziyade o adeta gelecek ve bu­

gün arasındaki kısa devrede zamanın bir an için özgün

olarak askıya alınmasıdır. Ütopyacı gelecek (henüz ta­

mamen burada olmasa da) adeta şimdiden çok yakın,

yakalamamız için orada hazır duruyor gibi davranma­

mıza kısa bir süreliğine -bir Lütuf gibi- imkân doğması-

dır. Devrim, gelecek kuşakların mutluluk ve özgürlük­

leri için katlandığımız bugünün zorlukları değildir; bu

gelecek mutluluk ve özgürlük halihazırda bugünün sı­

kıntılarına yansımaktadır - durumumuz ne kadar zor

olursa olsun devrim içinde özgürlük için savaşırken ha­

lihazırda özgür, mutluluk için savaşırken halihazırda

mutluyuzdur. Devrim Merleau-Poııtyci bir kumar, şim­

diki zamanda yapılan eylemlerin uzun vadedeki sonuç­

larının onu ya meşrulaştıracağı ya da meşruluğunu or­

tadan kaldıracağı fütur aııterieur'da [gelecekte bitmiş

zaman] askıya alınmış bir eylem değildir; o adeta onun

kendi ontolojik kanıtı, kendi doğrusunun doğrudan

göstergesidir.

74

Kasım 1920, Ekim Devrimi'nin üçüncü yıldönümü

için Petrograd'ta sahnelenmiş "Kışlık Saraya Saldırı"

gösterisini hatırlayalım. Onbinlerce işçi, asker ve sanat­

çı, kaşa (yavan buğday lapası), çay ve dondurulmuş el­

mayla beslenerek günler boyunca üç yıl önce "gerçek­

ten olmuş" olayın tam da vuku bulduğu yerde sahnelen­

mesine hazırlanmıştı; çalışma Maleviç'ten Meyerhold'a

kadar avant-gard sanatçılar, müzisyen ve yönetmenle­

rin yanı sıra ordu görevlilerince örgütlenmişti.

Bu her ne kadar "gerçeklik" değil ama temsil olsa da

asker ve denizciler kendilerini oynuyorlardı - onların

çoğu sadece 1917'deki olayda bulunmamış aynı zaman­

da kuşatma altında ve şiddetli yiyecek kıtlığı içinde

kıvranan Petrograd şehri civarında yapılan İç Savaşın

gerçek çatışmalarına da katılmışlardı. O günlerde biri

gösteriyi şöyle yorumluyor: "Geleceğin tarihçileri en

kanlı ve vahşi devrimlerden biri boyunca bütün Rus­

ya'nın nasıl oynadığını yazacaktır"74; ve formalist te-

orisyen Viktor Şiklovski "yaşamın canlı dokusunun bir

tiyatroya dönüştürüldüğü temel bir süreç" diye not dü­

şer.75 Stalinist rejimlerin tanınmasının en güçlü göster­

gelerinden biri olan kendi kendini öven adı kötüye çık­

mış 1 Mayıs törenlerini hepimiz hatırlarız - Leninizmin

bundan farklı boyutta bir fonksiyonu olduğuna ilişkin

kanıt gerekiyorsa Kışlık Saraya Saldırı gibi gösterilerin,

Ekim Devrimi'nin ufak bir Bolşevik grup tarafından

gerçekleştirilen basit bir hükümet darbesi olmadığıım,

inanılmaz bir kurtuluşcu potansiyeli serbest bırakan bir

olay olduğuna ilişkin en yüksek kanıt değil midir?

Devrimci yıkıcı şiddetin çılgın şölenini ortaya koyan

tipik Eisensteincı sinema sahnesi aynı minvaldedir (Ei-

senstein'ın kendisinin "yıkıcılığın gerçek Bakus şöleni"

olarak adlandırdığı): Ekim'de muzaffer devrimciler Kış­

tık Sarayın şarap mahzenlerine girdiklerinde pahalı şa­

rap dolu binlerce şişeyi kırma zevkine coşkulu bir şölen

havasında kapılmışlardı; Behzin Meadow'da köy ileri ge­

lenleri babası tarafından vahşice öldürülen genç Pav-

lik'in vücudunu bulur, zorla kiliseye girerek kilisenin

Page 77

kutsallığını çiğner, eski eserleri çalar, bir ikona için

kavga eder, kutsal şeylere saygısızlık içinde cübbeleri gi­

yer, heykellere kahkahalarla gülerler... Amaca-yönelik

süren eylemin bu askıya alınmasında etkin olarak bir

çeşit Bataillecı "dizginlenmemiş harcama" ile karşılaşı­

rız - devrimi bu aşırıdan kurtarmanın göstermelik arzu­

su sadece devrimsiz devrime sahip olma arzusudur. İşte

bu arka planda hassas konu olan devrimci şiddete yak­

laşılması gerekir ki o kör bir passage â l'acte değil kurtu­

luşun otantik eylemidir.76

Tam da aynı sahneyi Çin Büyük Kültür Devrimi'nde

görmedik mi, binlerce Kızıl Muhafız coşkunluk içinde

eski tarihi eserleri yok edip, eski vazoları kırıp, eski re­

simleri aşağılayıp duvarları çizmemişler miydi?77 Bütün

korkunçluğuna rağmen (ya da daha ziyade korkunçlu­

ğundan ötürü) Büyük Kültür Devrimi tabii ki böylesi

bir ütopyanın canlandırılmış unsurlarını taşımaktaydı.

Kültür Devrimi'nin sonlarına doğru, zirve noktasına

ulaşmadan, bizzat Mao'nun kendisi tarafından durdu­

rulmasından önce (kendi gücünü tamamen tekrardan

yerleştirmek ve üst düzey nomenklatura rekabetinden

kurtulmak amacına ulaşmıştı) "Şangay Komünü" vardı:

Resmi sloganı ciddiye alan bir milyon işçi Devlet'in ve

hatta Parti'nin kendisinin de yıkılmasını ve toplumun

doğrudan komünal örgütlenmesini talep etmişlerdi.

Çok ilginçtir ki işte tam bu noktada Mao düzenin yeni­

den inşası emrini vermiştir. (Sık sık parmak basılan)

Mao ve Lacan arasındaki paralellik burada tamamen

yerindedir: 1979'da Ecole Freudienne de Paris'in dağı­

tılması Lacan'ın "Büyük Kültür Devrimi", merkezdeki

"mandarinler"den kurtulmak amacıyla genç takipçileri­

ni (tesadüf o ki çoğu 1968'den kalma eski Maoistlerdi!)

harekete geçirmesiydi. Her iki örneğin paradoksu da

kendi gücünü tamamen koymayı denerken liderin

kontrol edilmeyen başkaldırıyı kışkutmasıdır - aşırı dik­

tatörlük ve geniş yığınların olağanüstü özgürleşmeleri­

nin paradoksal çakışmasıydı bu.

Politik terörle ilişkili tam bu noktada Leninizmi Sta-

76

linizmden ayıran fark belirlenebilir.78 Lenin'in zama­

nında terör açıkça itiraf edilirken (hatta bazen Troçki

kendinden emin bir şekilde Bolşevik rejimin demokra­

tik olmayan yapısı ve uyguladığı terörle iftihar etmiş­

tir); Stalin döneminde terörün simgesel statüsü tama­

men değişmiştir: Terör açık resmi söylemin halka bildi­

rilmeyen acayip gölgesel-karanlık eki haline dönüştü­

rülmüştür. 1935'te kabul edilen yeni anayasadan sonra

terörün zirveye ulaşması (1936/37) kayda değerdir -

anayasa güya olağanüstü hal durumunun sonlanması ve

her şeyin normale dönmesi içindi: Her kesimden insa­

nın vatandaşlık hakkı (Kulakların, eski kapitalistlerin)

geri verilmiş, oy verme hakkı şimdi genelleştirilmişti,

vs. vs... Bu anayasanın temel düşüncesi Sosyalist düze­

nin stabilizasyonunun ve düşman sınıfların çökertilme­

sinin ardından Sovyetler Birliği'nin artık bir sınıf top­

lumu olmamasıydı: Devletin öznesi artık işçi sınıfı (işçi

ve köylüler) değil, halktı. Fakat bu, Stalinist anayasa

sosyal gerçekliği saklayan basit bir ikiyüzlülüktü anla­

mına gelmez - terör olasılığı onun özüne yazılmıştır: Sı­

nıf savaşının artık bittiği ilan edildiğinden ve Sovyetler

Birliği Halkın sınıfsız bir ülkesi olarak alındığından re­

jime karşı olanlar (olduğu iddia edilenler) artık sosyal

yapıyı parçalayan bir mücadele içindeki salt sınıf düş­

manları değil fakat insanlığın kendisinden dışlanması

gereken böcekler, beş para etmez aşağılık Halk düşman­

larıydı.

Rejimin kendi aşırılığının bu bastırılması 20'lerin

sonları ve 30'lann başlarındaki Sovyetler Birliği'ndc

oluşmamış olan liberal psikolojik bireyin keşfedilmesi­

ne eşdeğer bir şeydir. 20'lerin başlarındaki Rus avant-

garde sanatı (fütürizm, konstrüktivizm) sadece hararet­

le endüstrileşmeyi desteklememiş hatta yeni bir endüst­

riyel insanın yaratılmasına çalışmıştır - duygusal tutku­

ları ve geleneksel kökleri olan eski adam değil, koordi-

ne edilen devasa endüstriyel Makine'deki bir vida ya da

somun rolünü memnuniyetle kabul eden yeni adam

vardır. Bu haliyle, "aşırı-ortodoksluğu" yani resmi ide­

olojinin özüyle aşırı-özdeşleşmesi içinde oldukça yıkı-

Page 151

"Seattle" hareketi 71

Sensation 9

Singer, Peter 21, 22, 25, 27, 130

Sırbistan 85

Sosyal Demokratlar 27, 34

Sosyal Demokrat Rus İşçi Partisi 99

Sosyalizm 15, 29, 37, 51, 64, 67, 68, 71, 78, 84, 85, 88,

107,109, 112, 144

Stalin, Josef 11, 30, 85, 86, 93, 143

Şubat Devrimi 96, 101, 102

Taliban 81-83

Troçki, Leon 30, 77, 84-86

Trudovik 102

Tsereteli 108, 110, 123

Türkiye 105

Üçüncü Dünya 8, 10, 49, 66, 70, 142

Üçüncü Yol 11, 72, 86

Vertigo (Hitchcock) 55

Voltair (François Marie Arouet) 130

Winterreise (Schubert) 32, 34

Wittgenstein, Ludwig 28

Woolf, Virginia 48

www 68

Yahudiler 33, 51,94, 137

Yugoslavya 40, 41

V

Slavoj Zizek'in Encore'dan Yayımlanan

Diğer Kitapları:

Page 152

"Seattle" hareketi 71

Sensation 9

Singer, Peter 21, 22, 25, 27, 130

Sırbistan 85

Sosyal Demokratlar 27, 34

Sosyal Demokrat Rus İşçi Partisi 99

Sosyalizm 15, 29, 37, 51, 64, 67, 68, 71, 78, 84, 85, 88,

107,109, 112, 144

Stalin, Josef 11, 30, 85, 86, 93, 143

Şubat Devrimi 96, 101, 102

Taliban 81-83

Troçki, Leon 30, 77, 84-86

Trudovik 102

Tsereteli 108, 110, 123

Türkiye 105

Üçüncü Dünya 8, 10, 49, 66, 70, 142

Üçüncü Yol 11, 72, 86

Vertigo (Hitchcock) 55

Voltair (François Marie Arouet) 130

Winterreise (Schubert) 32, 34

Wittgenstein, Ludwig 28

Woolf, Virginia 48

www 68

Yahudiler 33, 51,94, 137

Yugoslavya 40, 41

V

Slavoj Zizek'in Encore'dan Yayımlanan

Diğer Kitapları:

Similer Documents