Download TARİH OKULU I PDF

TitleTARİH OKULU I
File Size984.4 KB
Total Pages136
Document Text Contents
Page 1

ISSN: 1308-5398







TARİH OKULU

SONBAHAR 2008





I















İZMİR

Page 2

TARİH OKULU ISSN 1308-5398

Sonbahar 2008, Sayı I

Yerel Süreli Yayın



İletişim Bilgileri

Yazışma Adresi: Ergene Mah. 454 Sok. Bozkent Apt. No: 10 Kat: 1 Daire: 1

Bornova İzmir

Telefon: 0232 3428665

Elektronik Posta: [email protected]



Tarih Okulu, basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder.

Dergide yer alan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Derginin tamamı veya bir kısmı kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Dergide yayınlanan çalışmalar, kaynak gösterilmek koşuluyla kullanılabilir.



Yayınlanmasını istediğiniz çalışmalarınızı [email protected]

adresine gönderebilirsiniz.

Page 68

Tâcuddevle Tutuş: Bir Selçuklu Meliki’nin Siyasi Biyografisi

67

Halep’e döndü. Ramazan bayramını burada geçirdikten sonra94 Bağdat’a gitmek
üzere şehirden ayrıldı.95 Öte yandan Dımaşk’ta bulunan Tutuş, 1087 yılının
yazında (480 Rabîulevvel) Suriye’nin sahil bölgelerine akınlar düzenleyerek
Fâtımîlerin kontrolü altından bulunan Sayda ve Beyrut’u ele geçirmiş,96 gerekli
düzenlemeleri yaptıktan sonra da Dımaşk’a geri dönmüştü.

1089 yılında, Atsız’ı Dımaşk’ta kuşatıp Tutuş’un gelmesi üzerine
başarısız oldukları seferden on yıl sonra, Mısırlılar bölgeye yönelik yeni bir
harekâta giriştiler. Mısırlı vezir Bedrulcemâlî, daha önce düzenlediği seferlerde
kesin hâkimiyet kuramadığı Suriye bölgesini artık nihai olarak ele geçirmek
istiyordu. Nasruddevle el-Cuyûşî komutasındaki büyük bir orduyu bölgeye sevk
etti. Suriye’nin sahil bölgelerine yönelen Mısırlılar, iki yıl önce Tutuş tarafından
ele geçirilmiş olan Sayda ile Tutuş’un hâkimiyeti altında bulunan Sur, Beyrut,
Akkâ ve Cübeyl’i ele geçirdiler.97 Baalbek idaresini yürüten İbn Mülâib, Nasr
el-Cuyûşî’ye itaatini sunarak şehirde Fâtımî Halifesi adına hutbe okutmaya
başladı. Bu şekilde Suriye’nin sahile yakın bölgelerinde bulunan bazı şehir ve
kaleler Fâtımîlerin eline geçmiş oldu. El-Cuyûşî, işgal etmiş olduğu şehir ve
kalelerde bulunan Tutuş’un değerli eşyalarına ve zahirelerine el koyarak
buralara yeni idareciler tayin ettikten sonra Mısır’a geri döndü.98

Fâtımî ordusunun Doğu Akdeniz’deki bazı yerleri işgal ederek pervasızca
tavırlar sergilemeleri, Dımaşk’ta bulunan Tutuş üzerinde büyük bir baskı
oluşturmuştu. El-Cuyûşî kendi hâkimiyeti altında bulunan şehirlere el koymuş,
mallarını yağma etmekten çekinmemişti. Bu durumda bir misilleme seferi
gerçekleştirmesi ve kendisine ait olanları geri alması gerekiyordu. Ancak yeterli
güce sahip değildi. Sultan Melikşah Suriye’yi adeta eyaletlere bölerek merkeze
bağlamış ve buralarda bulunan komutanlara, askerlerini Tutuş’un emrine
vermemeleri talimatını vermişti. Bu durumda tek bir seçeneği kalıyordu: Büyük
Sultan’dan yardım istemek. O da bunu yaptı. Sultan Melikşah’a haber gönderip
durumun nezaketinden söz ederek Halep, Urfa ve Antakya’da bulunan
Aksungur, Bozan ve Yağısıyan’ın kendisine yardıma gelmelerini talep etti. Bu


94 İbnu’l-Kalânisî, 119; Azîmî, 26.
95 Sevim (1965), 98; Sevim (1989), 65; İbnu’l-Kalânisî, Sultan’ın, Ramazan bayramını Halep’te

geçirdikten sonra Urfa’ya gittiğini kaydeder. Bakınız: İbnu’l-Kalânisî, 119.
96 Azîmî, 26; Sevim (1965), 100; Sevim (1989), 66.
97 İbnu’l-Kalânisî, 120; Sevim (1989), 66.
98 İbnu’l-Esîr, 1506; İbn Tağrîberdî, V, 126; Sevim (1965), 100.

Page 69

Mustafa Alican

68

talebe olumlu bir karşılık veren Sultan, sözü edilen şehirlerde bulunan
komutanlarına mektuplar göndererek kardeşinin yardımına gitmelerini emretti.99

1090 yılında (H. 483) kendisine yardıma gelen Sultan’ın emirleriyle
birlikte harekete geçen Tutuş, Fâtımîlerin kontrolüne girmiş olan Humus’a
yürüyerek şehri yeniden ele geçirdi100 ve şehir idarecisi olan Halef b. Mülâib ile
iki oğlunu tutuklattı.101 Merkezden alınan talimat doğrultusunda İbn Mülâib’i
demir kafes ile birlikte Sultan’a gönderdi.102 Aman ile ele geçirilen Humus’un
kontrolünü eline alan Aksungur, Sultan’ın, şehrin Tutuş’a bırakılması
yönündeki emrini içeren mektubu gelinceye kadar idareyi Tutuş’a bırakmadı.103
Burada ilginç bir durum vardır. Aksungur’un tavrı, hiç de Tutuş’un emrine
girmiş sadık bir komutanın tavrına benzememektedir. Anlaşılan o ki, emirlerin
Tutuş’a kayıtsız-şartsız bir bağlılıkları yoktu ve daha da önemlisi, onlar da
Tutuş’a çok fazla güvenmemekteydiler. Aksi halde, zaten Sultan’ın emriyle
Suriye Meliki’nin emrine girmiş olan bir askeri bürokratın şehri amirine teslim
etmek için Sultan’dan ikinci bir haber beklemesi mantıklı değildir. Bu durumda,
tepesinde Sultan’ın bulunduğu bir yönetim piramidinin alt kademelerinde yer
alan idareci unsurların arasında mevcut olan bağların kayıtsız bir otorite
temeline dayanmadığını söylemek mümkün olabilir.

Humus’u yeniden ele geçirdikten sonra yönünü Trablus’un
güneydoğusunda bulunan Irka Kalesi’ne çeviren ve söz konusu kaleyi ele
geçiren Tutuş, ardından Mısırlıların kontrolüne girmiş olan Efâmiye’yi aman ile
teslim aldı104 ve daha sonra da Trablus’u kuşattı. Aksungur, Bozan ve Yağısıyan
da Tutuş ile birlikteydiler. Etrafına mancınıklar yerleştirilerek yoğun bir baskı
ortamına sokulan şehrin idaresinden sorumlu olan Kadı Celâlülmülk b. Ammar
kuşatmacılara Sultan’dan almış olduğu atanma menşurunu göstererek
kuşatmanın yasadışı olduğunu, kendisinin Sultan tarafından şehrin idaresiyle
görevlendirilmiş olduğunu bildirdi.105 Trablus zaten Sultan’a tabi bir şehirdi ve


99 İbnu’l-Esîr, 1513; Ebu’l-Fidâ, II, 16; İbn Tağrîberdî, V, 123, 126; Sevim (1965), 101; Sevim

(1989), 67; Sevim (1997), 135.
100 İbnu’l-Kalânisî, 120; Azîmî, 27; İbnu’l-Verdî, II, 5; İbn-i Kesîr, VI, 106; İbn Tağrîberdî, V,

128; Ahmed b. Mahmud, I, 160; Sevim (1989), 67; Sevim (1997), 135.
101 İbnu’l-Esîr, 1513; Ebu’l-Fidâ, II, 16.
102 İbn Al-Adîm, 77.
103 Sevim (1965), 101.
104 İbnu’l-Esîr, 1513; Ebu’l-Fidâ, II, 17; İbnu’l-Verdî, II, 5; İbn-i Kesîr, VI, 106; İbn Tağrîberdî,

V, 128; Sevim (1965), 102.
105 İbn Tağrîberdî, V, 130; Ahmed b. Mahmud, I, 162-163; Sevim (1965), 102.

Page 135

Antik Çağ’da Seyahat / Lionel Casson

135

edilen yerler, ulaşım araçları, güvenlik, barınma olanakları, hacıların bıraktıkları
izler, anı olarak bölgeden alınan eşyalardan söz edilerek kitabın sonuna gelinir.

Eserin Türkçeye çevirisinde bazı önemli yanlışlıklar bulunduğu
görülmektedir. 87. sayfada “bugünkü Antep” olarak anılan Antiokheia, bugünkü
Antakya’dır. Romalı erkeklerin resmi giysisi olan toga, 125. sayfada “plaj
giysisi”, 128. sayfada ise “mayo” olarak adlandırılmıştır. Eserin orijinalinde
“Pliny the Elder” olarak geçen antik dönem yazarı 133. ve 162. sayfalarda
“Baba Pliny” olarak Türkçeye aktarılmıştır. Bu yazarın Büyük ya da Yaşlı
Plinius olarak adlandırılması daha doğru olacaktır. Ayrıca Büyük Plinius,
sonraki Genç Plinius’un babası değil amcasıdır. 179. sayfada üç ayrı satırda
“Caro” olarak anılan kişinin Cato olarak düzeltilmesi gerekir. 188. sayfada
Pompeii, “eyalet şehri” olarak tanımlanmıştır. Ancak Roma yönetiminde İtalya
yarımadasının hiçbir zaman eyalet statüsünde yer almadığı bilinmektedir. Eserin
orijinalinde geçen “provincial town” ifadesinin Türkçeye “taşra kenti” olarak
aktarılması gerekir. 202. sayfada Mısır’da antik dönemden kalan özel
mektuplardan söz edilirken “Son üç yüz yılı toprak altında geçiren bu
mektupların…” yerine son üç yüz yıldır toprak altından çıkarılan mektuplar
denmesi gerekir. 211. sayfada eserin orijinalinde “Vale of Tempe” olarak geçen
yerin Kuzey Yunanistan’daki “Vale Tapınağı” olarak Türkçeye çevrildiği
görülmektedir. Halbuki burası Kuzey Yunanistan’daki Tempe Vadisi’dir. Aynı
yer 264. sayfada Türkçeye çevrilmemiş bu sefer de “Vale of Tepme” şeklinde
yazılmıştır. 218. sayfada dilimize “Yukarı Mezopotamya hükümdarlarından
Mari’nin heykeli” şeklinde aktarılan “a statue of a ruler of Mari in upper
Mesopotamia” ifadesinin “Yukarı Mezopatamya’daki Mari’nin bir yöneticisinin
heykeli” olarak aktarılması gerekmektedir. Roma döneminde yolculuk
rotalarının anlatıldığı 16. kısmın 236. sayfasında Knidos, Ephesos ve Smyrna
için kullanılan “flourishing” sözcüğü “yeni gelişen” olarak çevrilmiştir. Oysa
Roma döneminde bu kentler Batı Anadolu’nun belli başlı kentleri arasındaydı.
Bu ifadenin “gelişmiş” olarak çevrilmesi daha doğru olur. Eserin orijinalinde (s.
280-281) IV. Ramses’in mezarının Memnon’un mezarı olduğuna inanıldığı
belirtilmektedir. Ancak Türkçe’ye çeviride (s. 258) farklı bir ifade
bulunmaktadır. 277. sayfada I. Constantinus’un Maxentus ile yaptığı savaşın
tarihi M.S. 312 yerine “MS 412” olarak verilmiştir. 283. sayfada “Abgar, the
city’s ruler” yani “Kentin hükümdarı Abgar” ifadesi “şehrin kraliçesi Abgar”
şeklinde çevrilmiştir.

Page 136

Murat Tozan

136

Bunların yanında 11. sayfadaki “İçindekiler” bölümünde yazılan
başlıklardan ikisinin adının kitabın içindeki bölüm başlığıyla birbirini tutmadığı
görülmektedir. İçindekiler kısmında “Gezi programı” başlığını taşıyan 16.
bölümün kitap içindeki başlığı “Yolculuk Programı” şeklindedir. Yine
“İçindekiler” kısmında “Çevreyi dolaşma” başlığını taşıyan 17. bölümün kitap
içindeki başlığının “Turistik Yerler” adını taşıdığı görülmektedir. Ayrıca kitabın
orijinalinin sonunda bulunan, her bölüm için hazırlanmış kırk sayfalık (s. 334-
374) dipnotlar kısmının Türkçe çeviride olmaması da büyük bir eksikliktir.

Similer Documents